OSMANİYE BAHÇE İLÇE MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

24 Kasım Öğretmenler Günü Kapsamında Endüstri Meslek Lisesi Konferans Salonunda Kutlamalar Yapıldı.

24 Kasım Öğretmenler Günü Kapsamında Endüstri Meslek Lisesi Konferans Salonunda Kutlamalar Yapıldı.

Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Üzeyir AKSOY bir konuşma yaptı.

Konuşma metni ve kutlamalarla ilgili fotoğraflar:

 Sayın Kaymakamım, protokolün değerli üyeleri;

Kıymetli Meslektaşlarım,  Değerli Misafirler, Basınımızın değerli temsilcileri Atatürk’ün 1928 yılında Millet  Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettikleri tarih olan 24 Kasımı 1981 yılından itibaren Öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.  34.yılını  kutladığımız bu günde bütün Öğretmen arkadaşlarımın ve mesleğe yıllarını vererek emekli olmuş tüm meslektaşlarımızın hizmetlerini saygı ve şükranla anıyor, bu anlamlı günde aramızda bulunan sizleri hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

    Öğretmenliği meslek edinen kimseler vardır. Birde mesleği ve konumu gereği öğretme makamında bulunanlar. Aslında insan birçok noktada hem öğrenci, hem de öğretmen konumundadır. Beşikten mezara kadar öğrenmek zorunda olduğumuz için ömür boyu öğrenci, bazılarına göre daha bilgili olduğumuz anlarda da bildiklerimizi öğretme makamında bulunuruz. Kısacası ömür boyu öğrenci olduğumuz gibi, yerine görede öğretmen oluruz. Madem öğretme makamında bulunabiliyoruz bu işi meslek edinenler gibi bizim de bir kısım hususlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bazılarını sıralamak gerekirse:

1-      İdeal öğretmen sevgi insanıdır. Hem mesleğini, hem de öğrencilerini çok sever. Hayat başka meşgalelere zorlasa da asıl işini her şeyin önünde tutar. Kendisini sürekli yenileme azim ve çabası taşır. Şunu da bilir ki bir çiçek için, hava, su ve ışık neyse öğrenci içinde sevgi odur. Sevilmek ve güven duymak çocuk ruhunun gıdasıdır. Sevgi ile süslenmeyen bir eğitim boşa emektir. Sevgiyle hazırlanıp pişirilmiş bir yemeğin tadı bile başkadır. Anneciğimizin yemeğini bir ömür boyu unutmamamızın sırrı da bu olsa gerek. Sevgiyle verilen bir eğitimde olumlu ve kalıcı izler bırakır. Bir öğretmen de öğrencilerini tıpkı öz evlatları gibi görüp öyle davranmalıdır. Hz.Peygamber(a.s.m.) öğrencileri sayılan sahabelerine “ben sizin için çocuklarına karşı şefkatli bir baba gibiyim” demiştir. Yine o tüm ümmeti için dua etmiş, ağlamış ve gözyaşı dökmüştür. Bir eğitimci için bunlar ne güzel örnektir.

2-      Öğrencilerinde hiçbir iyiliği esirgemez, faydalı hiçbir bilgi, öğüt ve nasihatinden onları mahrum bırakmaz, onlara hayat boyu lâzım olacak ölçüler kazandırır.

3-      Güzel ahlâkıyla öğrencilerini kendisine bağlar, bu özelliğiyle onlara örnek olur. Güzel ahlâk denildiğinde ilk akla gelen; çalışkanlık, güvenilirlik, dürüstlük, cömertlik, temizlik, güleryüz, sabır, ağırbaşlılık, alçak gönüllülük, affedicilik, adalet, başkalarını kendine tercih etmektir.

4-      İdeal öğretmen her türlü saygı, teşekkür ve ödüle layık olmakla beraber yine Hz.Peygamber(a.s.m.) gibi öğrencisinden hiçbir ücret, menfaat, karşılık ve hatta teşekkür bile beklemez. Öğrencilerini asla minnet altında bırakmaz.

5-      Bildiği güzel şeyleri hayatında uygular, davranışları sözlerini yalanlamaz. Aksi halde insanların gözünde cahil durumuna düşer ve yol göstericilik özelliğini yitirir.

6-      Öğrencisini kötü huy ve davranışlardan üstü kapalı olarak, sertlik ve azarlamaktan uzak bir şekilde ve şefkatle sakındırır. Kendi bilim dalını sevdirirken başka bilimleri kötülemez ve öğrenciyi onlardan soğutmaz.

7-      Öğrenciyi kaldırabileceği miktarı vermekle yetinir. Kavramayacağı, aklının esmeyeceği veya kafasını karıştıracak bilgileri vermekten uzak durur.

 

Hz. Mevlâna sevgi ile bilgiyi şöyle özetlemiştir;  “Sevgiden acılar, tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar, altın olur. Sevgi yüzünden tortular durulur, arınır. Sevgiden dertler şifa bulur, sağalır. Sevgiden ölüler dirilir; sevgi yüzünden padişah kul kesilir. Bu sevgi de, bilginin sonucudur; saçma sapan şeylere kapılan, nasıl olurda böyle tahta oturur.

      Unutmamalıyız ki bir çocuğun eğitim öğretim sürecinde öğretmenden önce Anne ve Babanın büyük rolü vardır. Bu hususta büyük İslamalimlerinden şöyle demektedir;

80 yıllık ömrü hayatımda öğrendiklerimin tamamının  Annemden öğrendiğim çekirdek hükmündeki bilgilerin üstüne bina edilmiş şeyler olduğunu gördüm.

           Öğretmenler eğitim-öğretim süreçlerinde asla ümitsizliğe düşmemelidir. Akif şu satırlarıyla bunu ne veciz anlatmıştır;

 

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.

İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?

Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye´se yapıştın!

Karşında ziyâyoksa, sağından, ya solundan

Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın

Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

Ye´s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.

Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

Me´yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar

Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...

En korkulu câni gibi ye´sin yüzü gülmez!

Mâdâm ki alçaklığı bir, ye´s ile sirkin;

Mâdâm ki ondan daha mel´un daha çirkin

Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,

Nevmid olarak rahmet-i mev´ûd-u Hudâ´dan,

Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

 

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından!

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.

Feryâd ile kurtulması me´mûl ise haykır!

Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

´İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!´ deme, yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye´se kapılma.

 

 

Sözlerimi Akif’in şiiriyle tamamlarken, bu mutlu şerefli günü kutlarken, bu kutsal mesleğe yıllarını vermiş, saçlarını ağartmış öğretmenlere ve yeni stajyer öğretmenlerime kucak dolusu sevgiler, gönül dolusu saygılar sunuyorum. 

 

Bahçeli Evler Mahallesi, Yaşar Fettahlıoğlu caddesi No1A - 3288612011

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.